Boşanma Hukuku Alanında
Sık Sorulan Sorular

Boşanma davası hangi mahkemede açılır?

Boşanma davası, eşlerden herhangi birinin ikametgahının bulunduğu yer Aile Mahkemesinde, müstakil aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır.

Boşanma davasını kimin açtığının önemi var mıdır?

Boşanma davalarında davayı hangi tarafın açtığının boşanma davasının seyri açısından bir önemi bulunmamaktadır.

Boşanma davasında öne sürülen delilleri serbestçe takdir etme yetkisine sahip olan hakim, davayı hangi tarafın açtığının önemi olmaksızın davada kimin haklı kimin haksız olduğu yönünde yapacağı tespit ışığında hangi tarafın ne ölçüde kusurlu olduğuna karar vermekte, dolayısıyla da kusurun tespitiyle birlikte boşanmanın neticelerini belirlemektedir.

Anlaşmalı boşanma ile çekişmeli boşanma arasındaki fark nedir?

Anlaşmalı boşanma, eşlerin boşanma ve boşanmanın mali sonuçları hakkında (tazminat, nafaka, velayet, eşya paylaşımı vs.) anlaşmaya varmaları, bu doğrultuda bir protokol hazırlamaları ve yine bu doğrultudaki iradelerini hakim huzurunda bizzat beyan etmeleri ile mümkündür. 1 yılını doldurmamış evliliklerde anlaşmalı boşanma mümkün değildir.

Çekişmeli boşanma ise, tarafların boşanma ya da boşanmanın mali sonuçlarında anlaşmaya varamamaları halinde ya da 1 yılını doldurmayan evliliklerde söz konusu olmaktadır. Taraflar iddialarını ispat etmekle yükümlüdür. Boşanma davalarında en önemli delil tanık delilidir. Tanıkların yakın akraba olması, yaşının küçük olması tanıklıklarının kabul edilmeyeceği anlamına gelmez. Önemli olan tanık beyanlarını değerlendirecek olan hakimin kanaatidir.

Boşanma davası ne kadar sürer?

Bu sorunun tek ve kesin bir yanıtı olmamakla, süreç mahkemelerin iş yoğunluğuna ve dosyadaki delil durumuna göre değişmekle birlikte, genel olarak anlaşmalı boşanma tek celsede; çekişmeli boşanma ise, davanın içeriğine dinlenecek tanıklara ve toplanacak delillere göre uzun sürmektedir.

Boşanma davasında avukatımın olması zorunlu mudur?

Hiçbir davada vekil tayin etme zorunluluğu yoktur, kişiler avukatları olmaksızın dava ve işlerini takip edebilirler. Ancak elbette davayı avukat ile takip etmenin -özellikle yargılama usulü açısından- önemi büyüktür.

Evlilik esnasında takılan takıları hangi tarafa aittir?

Düğünde takılan altınlar kime ait sorusu, boşanma davalarında olduğu kadar evlilik süresince de eşler arasında ihtilaf konusu olmaktadır.

Evlenme sırasında kadına armağan edilen ziynet eşyaları kadına aittir. Boşanma halinde bunları geri verme yükümlülüğü yoktur. Düğünlerde altın ziynet eşyası hediye edilmesi, takılması yerleşmiş bir gelenek olarak devam etmektedir. Evlenme sırasında erkek tarafının kadına taktığı takıların bağış niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir. Erkek tarafı bu ziynet eşyalarını daha sonra kadından geri alırsa bu haksız bir geri alma sayılır.

Çocuğun velayeti kime verilir?

Velayet konusunda, hakimin karar verirken dikkat edeceği özelliklerden ilki ve en önemlisi çocuğun yaşıdır. Zira henüz anne bakımına muhtaç olan bir çocuğun anneden alınarak babaya verilmesi çocuğun sağlığı ve kişisel gelişimi açısından çocuğa büyük zararlar verebilir. Türk hukuku uygulaması açısından 6 ile 7 yaşına kadar çocuğun velayeti anneye verilir. Bu dönemleri yaşayan bir çocuğun anneden alınarak babaya verilmesi istisnadır. Örneğin, annenin çocuğun sağlığına zarar vermesi, çocuğa bakmaktan aciz olması, annenin sağlığının kötü durumda olması gibi sebepler halinde ancak çocuğun velayeti anneden alınarak babaya verilebilir. Burada hakim annelik veya babalık duygularının tatmininden öte çocuğun menfaatini dikkate alarak bir karar verir.

Okul çağında olan çocukların velayetinin belirlenmesinde yaş yine önemlidir, ancak burada tarafların çocuğa sunacakları maddi imkanlar da önem arz etmeye başlar. Zira çocuğa daha iyi bir eğitim ve gelecek sağlayabilecek eş velayet konusunda bir adım öne geçmiş olur. Ancak hakim okul çağındaki bir çocuğun velayetini tayin ederken çocuğun da fikrine başvuracaktır. Uzman bir çocuk psikiyatristi tarafından çocuk dinlenir. Tabi yine burada çocuğun menfaatini de gözeterek velayeti belirleme konusunda hakimin geniş takdir yetkisi vardır.

12-13 yaş ve üzeri çocuklar artık kendilerini rahatlıkla ifade edebildikleri için hakimler çocukları dinleyerek velayeti tayin edebilirler. Burada yine çocuğun menfaatleri üstün tutulur ancak menfaatin yanı sıra çocuğa sunulan imkanlar ile annelik – babalık duygularının tatmini de dikkat edilmesi gereken hususlardandır.

Hakim, velayeti almayan taraf ile çocuk arasında da bir şahsi ilişki tesis eder. Burada amaç, velayeti almayan tarafın annelik – babalık duygularının tatmin edilmesidir. Örneğin iki haftada bir, hafta sonları belirli saatler arasında, çocuk belirli bir yaşa ulaşmış ise ayın belirli günlerinde yatılı olarak, dini bayramların bir bölümünde, sömestr tatilinin bir bölümünde, yaz tatilinin bir bölümünde, yılbaşlarında, doğum günlerinde vs. olmak üzere belirli dönemlerde velayeti almayan taraf ile çocuk arasında kişisel ilişki sağlanması kanun tarafından zorunlu tutulur.

Hem Çocuğa Hem Eşe Nafaka Bağlanır Mı ?

Boşanma hukuku ile ilgili İştirak, yoksulluk ve tedbir nafakası olmak üzere 3 çeşit nafaka vardır.

İştirak nafakası, çocuklar için ödenen nafakadır. İştirak nafakasında tarafların kusuru aranmaz, velayet kendisinde olan anne veya baba diğer taraftan iştirak nafakası talebinde bulunabilir.

Yoksulluk nafakası, boşanma neticesinde yoksulluğa düşecek olan eşe ödenen nafakadır. Kusursuz ya da diğer eşe göre daha az kusurlu olan tarafa hükmedilir. Taraflar eşit kusurlu ise yoksulluk nafakasına hükmedilmemektedir. Buna karşılık her iki taraf da kusursuz ise, nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaksızın boşanma neticesinde yoksulluğa düşecek olan eş lehine nafakaya hükmedilebilir.

Tedbir nafakası, boşanma gerçekleşene ve kesinleşene kadar bağlanan nafakadır. İki şekilde talep edilebilir. Boşanma davası açmadan, ayrı yaşamaya hakkı olan eş diğer eşten hem kendisi hem de varsa çocukları için tedbir nafakası talebinde bulunabilir. Boşanma davası ile birlikte, dava sonuçlanıncaya ve karar kesinleşinceye kadar yine hem eşin kendisi için hem de varsa çocuk için talep edilebilir. Genelde dava dilekçesinde, boşanmaya karar verilmesi halinde, çocuk için hükmedilen tedbir nafakasının kesinleşmeden itibaren iştirak nafakası olarak devamına; eş için hükmedilen tedbir nafakasının ise yoksulluk nafakası olarak devamına karar verilir.

Nafaka Nasıl Tahsil Edilir ?

Mahkemenin belirli bir nafakaya hükmetmesi, nafaka alacaklısı bireyin bu nafakayı tahsil etmesi için yeterli değildir. Bu noktada mahkeme tarafından bağlanan nafakasının tahsili icra kanalıyla yapılabilir. Bireyler mahkemenin hükmettiği nafakayı alabilmek için icra yoluyla tahsil kabiliyeti kazanabilirler. Tedbir nafakası bağlanan birey ilamsız icra kanalı ile karşı taraftan bu nafakayı talep edebilir.

Boşanma sonrası ödenmesine hükmedilen iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası ise ilamlı icra yoluyla talep edilebilir. Boşanma sonrası temyiz yolunun tüketilmesi, nafaka talep etme hakkınızı engellememektedir. Mahkeme tarafından nafaka kararı verilmesi ile birlikte kesinleşmenin beklenmesi gerekmeksizin nafaka alacağı icraya konulabilir.

Nafaka borçlusu, yani aleyhine nafaka ödenmesine hükmedilen kişi, ödemesi gereken nafaka tutarına ilişkin bir icra takibi bulunmakta ise bu borcu icra müdürlüğünün hesabına, eğer icra takibi bulunmuyor ise alacaklının direkt olarak hesabına gönderebilir.

Nafakayı Ödemezsem Hapse Girer Miyim ?

Nafaka ödememe suçu, icra iflas kanununda düzenlenmektedir. Buna göre kanun, nafaka ödenmemesi durumunda nafaka alacaklısının icra ceza mahkemesine başvurusu sonucu, nafaka ödemekle yükümlü eski eşe 3 aylık hapis cezası öngörmektedir. Nafakanın ödenmemesi üzerine hapis cezası alan kişi, hapse girmesinin ardından, ödemesi gereken borcu kapatarak hapisten tahliye olabilir. Burada bilinmesi gereken hapis cezası alma durumunda, nafaka borcu ortadan kalkmamaktadır. Nafaka ödememe cezası ile hapse giren kişi bu cezayı çekmesinin ardından yine borcunu ödemekle yükümlüdür.